ÜROLOJİDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ İLE KOLAY AMELİYATLAR

Üroloji'de laparoskopik cerrahi Endoskopik cerrahilerde son yıllar içerisinde çok büyük ilerlemeler olmuştur. Endoskopik cerrahi açık operasyon, yani vücuttaki organlara ulaşmak amacıyla büyük kesiler yapmak yerine, ufak deliklerden bir kamera ve cerrahi aletlerin vücut içerisine ilerletilmesi sayesinde batındaki organlara ulaşmayı hedefleyen cerrahidir.

Endoskopik cerrahi ilk olarak prostat ameliyatları ile başlamıştır. Kapalı prostat ameliyatı adı verilen yöntemde penis ucunda idrar kanalından prostata ilerletilen endoskopik kamera ve ameliyat aletleri vasıtasıyla cerrahi yapmak mümkün olmuştur.

Daha sonra genel cerrahi alanında benzer yöntemler safra kesesi ameliyatlarında kullanılmıştır. Safra kesesine direkt ulaşan bir kanal olmadığından karın cildinde açılan kesilerden karın içerisine ince borucuklar (trokar) ilerletilmek suretiyle batın içerisine ulaşılmış ve burada cerrahi yöntemler uygulama alanı bulmuştur. Safra kesesi ameliyatındaki başarılı sonuçlar, hasta konforundaki artış tüm açık cerrahi operasyonların zamanla endoskopik (laparoskopik) yöntemlere terkine yol açmıştır. Endoskopik cerrahi ve laparoskopik cerrahi kolay bir yöntem değildir. Cerrah ellerini vücudun içerisine sokamadığı için aletlerle bütün operasyonu gerçekleştirmek zorundadır. Elleri kullanmakta yıllarca edinilen tecrübeler bir kenara bırakılır, operasyon tamamen cerrahi aletlerle gerçekleştirilir. Operasyonu üç boyutlu olarak görerek değil bir kameradan izlemek ve burada 2 boyutlu görüntülerle yetinmek cerrahiyi oldukça zorlaştırmaktadır. Ancak aynı görüntünün açık cerrahideki gibi sadece cerrah tarafından değil tüm ekip tarafından görülebiliyor olması cerrahinin daha rahat yapılabilmesine olanak tanımış, öğrenme eğrisini kısaltarak asistan yetiştirmede önemli kazanımlar elde edilmiştir.

Laparoskopik ameliyat sırasında bir kamera kullanılır. Kamera, vücut içerisinde görüntüleme yapmayı sağlar. Genellikle batın cildinde bir delik açılarak kamera içeri gönderilir. Ek olarak İki ayrı delik daha açılarak laparoskopik çalışma aletleri vücut içerisine ilerletilir. Bu deliklere laparoskopik port yeri adını vermekteyiz. Laparoskopik protlarda vücut içine giriş çıkışı kolaylaştırıcı trokar adı verilen enstrümanlar kullanılmaktadır. Bu sabit duran ince borular vasıtasıyla vücut içerisine kamerayı ve çalışma aletlerini sokup çıkartmak mümkün hale gelmektedir. Operasyon alanı daha öncesinde yapılan tomografi gibi filmlerle belirlenmektedir. Hastaların uygun pozisyona yerleştirilmesi çok önemlidir. Yapılacak ameliyat çeşidine göre belirli pozisyonlar vardır. Hastaya uygun pozisyon verildikten sonra önce kamera ardından çalışma elamanları vücut içerisine geçirilerek açık ameliyatta olduğu gibi organlar diseke edilerek ameliyatlar gerçekleştirilmektedir.

Laparoskopi’nin en büyük avantajı kozmetik görüntü olarak mükemmel sonuçlar elde edilmesidir. Hastaların açık cerrahide maruz kaldıkları yara izi çoğu zaman 20-30 cm arasında büyük izler olmakta iken laparoskopik cerrahi ile sadece santimlerle ifade edilen ve izi hiç belli olmayan deliklerden operasyon yapıldığından operasyon sonrası kozmetik açıdan tercih edilen bir görüntü sağlanmaktadır.

Laparoskopik ameliyatlar sonrasında ağrı açık ameliyatlara oranla belirgin oranda düşüktür. Büyük yaraların neden olduğu ağrılar çok az miktarda olmaktadır. Ağrının az olması ameliyat sonrası konforu üst seviyede tutmaktadır. Hastanın iyileşmesi çabuk olmakta, hastanede yatış süresi çok azalmaktadır. Ameliyat sonrası kozmetik sonuçlar genellikle ameliyatı yapan cerrahlar tarafından çok önemsenmez ama hastalar açısından bu konu çok önemlidir. Laparoskopik ameliyata başladığımızdan beri hastaların ameliyatı kabul etmesinde çok daha istekli ve çabuk karar verir olduğunu görmekteyiz. Bunda operasyon sonrası dönemde hiçbir iz kalmayacak olmasının etkili olduğunu düşünmekteyiz.

Mesane kanseri cerrahisi birçok organı kapsayan büyük bir cerrahidir. Bağırsakların yeniden mesane yapılmasında kullanılması mesanenin prostat ve meni keseleri ile beraber çıkarılmasının gerekmesi ve çok geniş lenf bezi diseksiyonu yapılması gerekliliği nedeniyle geniş cerrahi alana yayılmış bir operasyondur. Böyle geniş bir operasyon alanı kullanıldığında sadece 2-3 delikten girilerek tüm alana hâkim olmanın günümüz teknikleri ile yetersiz kaldığı düşüncesindeyiz. Bu yüzden mesane kanseri ameliyatlarında laparoskopiyi tercih etmemekteyiz. Halen bu konuda çalışmalar mevcut olup laparoskopik tekniğin geliştirilmesine ve mesane kanseri ameliyatının da kapalı yöntemle yapılmasına gayret gösterilmektedir. Önümüzdeki yıllarda bu konudaki gelişmelere paralel olarak mesane kanserinin de laparoskopik olarak yapılabilecektir.

Böbrek kanseri için laparoskopik uygulamalar uzun yıllardır kullanılmaktadır. Açık cerrahiye ciddi bir alternatif oluşturmuş durumdadır. hastanemizde çok büyük böbrek tümörleri ve böbrek damarlarına yada ana toplar damar sistemine invazyon göstermiş böbrek tümörleri dışında laparoskopik cerrahi yöntem uygulanmaktadır. Böbrek tümörü cerrahisinde standart laparoskopi adını verdiğimiz tamamen aletler kullanılarak uygulanan laparoskopiye ek olarak el yardımlı laparoskopi adı verilen cerrahın aktif olmayan elini de hastanın içine sokmasına olanak tanıyan el portu kullanılarak yapılan el yardımlı laparoskopik ameliyat mevcuttur. Bu yöntem sayesinde cerrahın bir eli hastanın içerisinde olduğundan laparoskopinin en büyük dezavantajı olarak kabul edilen dokunamama, dokunma hissinin olmaması dezavantajı ortadan kalkmaktadır.

Üroloji’de laparoskopik cerrahi uygulanan durumlar
  • Ürolojik cerrahilerde birçok alanda laparoskopik yöntemler sıklıkla uygulanır hale gelmektedir.
  • Böbrek tümörü ameliyatları,
  • Atrofik böbreği çıkartılması,
  • Böbrek kisti çıkartılması,
  • Böbrekte UPJ (Üreteropelvik bileşke) darlığı düzeltilmesi ameliyatları,
  • Böbreküstü bezi ameliyatları,
  • Üreterdeki operasyonlar,
  • Lenf dokularının çıkartılması gibi hastalıklarda laparoskopik ameliyatlar tarafımızdan tercih edilmektedir.
  • Laparoskopik cerrahinin faydaları
  • Hastaların ameliyat sonrasında ağrı hissi, açık cerrahiye oranla çok az olmaktadır.
  • İşlem sırasında 10-15 büyütmeli optik ile çalışıldığından kanama miktarı açık ameliyata göre çok az olmaktadır.
  • Büyük yaralar olmadığından hastanede kalış süresi çok az olmaktadır.
  • Açık ameliyatta oluşan büyük yara izleri yerine laparoskopide küçük izler kalmakta bazen hiç iz kalmamaktadır.
  • İyileşme süresinin kısa olması hastaneden kalış süresinin az olması nedeniyle hastanın günlük yaşamına ve çalışma hayatına dönmesi kısa olmaktadır.
  • Büyütülmüş görüntü sayesinde cerrahi uygulamanın ve cerrahi eğitim daha kolay olmaktadır.