KAS KRAMPLARININ BESLENME İLE İLİŞKİSİ VAR MIDIR?

KAS KRAMPLARININ BESLENME İLE İLİŞKİSİ VAR MIDIR?

Evet. Kas krampları temelde fazla egzersiz sonucunda oluşan tuz ve mineral kaybına bağlı olduğunda diyet ve egzersiz yapanların kalsiyum, magnezyum, potasyum, çinko ve tuz gibi mineralleri yeterli almaları gerekmektedir.

Vitaminler kilo yapar mı?

Hayır. Vitaminler hiçbir enerji sağlamamaktadırlar. Görevleri vücuttaki fizyolojik ve kimyasal reaksiyonların doğru biçimde ilerleyişini sağlayarak sağlığın korunmasını sağlamaktır.

Orthoreksia Nedir?

Belki birçoğumuza yabancı gelecek bu kelime esasında günümüzde yaşadığımız abartılı diyet yapma ve abartılı bir şekilde doğal olan gıdalara aşırı bağlı kalmak gibi bir anlam içeriyor. Orthoreksiya olan kişi, katkı maddesi içeren besini tüketmiyor, sürekli diyet yapıyor, sürekli besinlerin içeriklerine bakıp farklı ve doğal olmayan koruyucu maddeler içerip içermediğini kontrol ediyor yani abartılı bir sağlık endişesi gibi görülüyor. Şu an için Avrupa ülkelerinde tanımlanan bu hastalık psikolojik kaynaklı beslenme davranışı bozuklukları ile benzerlik gösteriyor. Kendinizde bu hastalıktan olduğunuzu düşünüyorsanız bir uzmana başvurmanızı tavsiye ederim.

Tıkanırcasına Yeme Hastalığı

Bu sendromun başlıca özelliği kişinin belirli bir zaman içinde benzer koşullar altında yiyebileceğinden daha fazla yemeği yeme isteği ve bunun sonucunda yemeği tam olarak bitiremeden tıkanması şeklinde tanımlanmıştır.

Kimler daha kolay yakalanıyor?

  • Aşırı obez olanlar ve hızlı yemek yiyenler
  • Erken yaşta kilo alanlar
  • Sık sık diyet yapan erkekler
  • Depresyon ve madde bağımlılığı olanlar
  • Duygusal problemler yaşayanlar


Bu hastalığı mevcut olan kişilerin kilo vermeye başlamadan önce bir psikyatrist eşliğinde tıkanırcasına yemek yeme problemlerini tedavi ettirmeleri ve yeterli ve dengeli beslenmeyi öğrenmeleri gerekmektedir.

Gece Yeme Sendromu

Doymak bilmemek ve tıkanırcasına yemek yemek ne kadar eski bir yeme biçimiyse gece yemek yemede aynı şekilde devam eden bir yeme biçimidir.
Genelde depresyonda olan kişilerde görülen ve sabah kahvaltısı ve öğle yemeği yemeyen ve akşam aşırı derecede yemek yiyen kişilerde görülen bu davranış ve yeme biçimi bir sendrom olarak yenilerde tanımlanmıştır.

Genelde obez ve depresyonda olan kişilerde strese karşı vücudun cevabı olarak görülen bir yeme biçimi olarak düşünüldü,çünkü bu hastaların gece kandaki kortizon hormonlarının yükseldiği yapılan deneylerle kanıtlanmış ve psikolojik tedavi ile birlikte diyet tedavisi uygun görülmüştür.
Gece yemek yeme sendromu belirtileri

  • Hastalar sabah kahvaltı yapsa bile görülen sabah aneroksisi
  • Akşam aşırı yeme (hiperfaji) günlük ihtiyacın %50’ sini akşam yemek
  • En azından haftada 1 kez gece uyanıp yeme isteği
  • Sık sık uyku aralarında yüksek kalorili abur cubur atıştırma
  • Bu durumun en az 3 ay sürmesi
  • Hastalığın diğer yeme bozukluklarına uymaması


Diyet Sonrası Tekrardan Şişmanlamamak İçin...

Diyetle verilen kiloların iyi korunamamasında fizyolojik,çevresel ve psikolojik faktörlerin etkisi görülmektedir.

  • Fizyolojik etki olarak ; azalmış metabolik hız, adipoz doku ve lipoprotein lipaz aktivitesinin artması.
  • Çevresel etki olarak ;lezzetli ve yüksek yağlı, kalorili zengin yiyeceklerle dolu bir ortamla mücadeledeki kişisel yetersizlik ve irade azlığı.
  • Psikolojik etki olarak ;sürekli devam eden diyet kontrolünün sıkıntı vermesi ve kendi kendilerine yüksek bir bedel ödedikleri kişisel yetersizlik duygusuna yol açmakta ve negatif duygular eşliğinde tekrardan kilo alacağım korkusuyla yaşamaları ve kontrolü kaybetmeleri.


İşte yukarıdaki nedenlerden dolayı bazı kişiler verdikleri kiloları tekrardan alabilmektedirler bu gibi kişilere uygulanacak en önemli terapi, kişileri sık aralıklarla uzun yıllar takip etmektir.

Kilo koruma önerileri

  • Diyetisyeninizle irtibatınızı hiç koparmayın ve ayda 1 kez kontrole gidiniz.
  • Evde mutlaka egzersiz yapmaya çalışınız.
  • Daha önce size kilo aldıran davranış,kişi ve çevreden uzak durmaya çalışınız.
  • Yemek yeme dışında hobiler edininiz.
  • Evinize uzun süre yetecek yiyecek stoklamasından kaçınınız.
  • Kendinizi dünyanın nimetlerinden yoksun olarak yaşadığınız fikri yerine sağlıklı ve ince yaşadığınız fikrine alıştırınız.
  • Gideceğiniz misafirliklere tatlı veya çikolata benzeri hediyelerle gitmeyiniz.


Sürekli Diyetteyim Mi Diyorsunuz?

Bu cümleyi artık her yerde duyar olduk, sürekli diyetteyim ve artık bıktım.
Ben ne zaman diğer insanlar gibi yiyebileceğim diye düşünüyorsanız eğer; ilk önce vücudunuzun ve metabolizmanızın gerçekten iyi çalışıp çalışmadığını öğrenmeniz ve buna göre yeme davranışı geliştirmeniz gerekmektedir.

Diyeti bir yaşam biçimi olarak düşünemediğiniz için sürekli kilo alıp veriyorsunuzdur.
Kendi vücudunuza ve metabolizmanıza uygun doğru beslenme alışkanlıkları kazandığınız zaman kendinizi bir daha diyette hissetmeyeceksinizdir.
Diyeti hep yasaklarla dolu bir beslenme biçimi halinde düşünüp,bıraktığınız zaman bir gününüzü sürekli şekerli abur cuburlarla geçiriyorsanız eğer sizin diyete değil de ilk önce bir psikologa ihtiyacınız var demektir.

Çünkü zayıf kalmak için;

  • Günde 2 litre su içmek
  • Her gün 1 saat egzersiz yapmak
  • Haftada sadece 1 gün şekerli veya istenilen gıdaları tüketmek
  • Akşam saat 20:00 dan sonra yemek yememek
  • Herhangi hastalığı olmamak ve ilaç kullanmamak
  • 3 ana +  3 ara öğün yaparak dengeli beslenmek


Yukarıdaki 6 koşulu alışkanlık olarak hayatınıza katamadıysanız eğer  sürekli diyet yapıp bozacak ve her koşulda kilo almaya mahkum olarak yaşayacaksınızdır.

Zayıflama İlaçları Zayıflatmıyor!

Eczanelerin vitrinlerinde,yazılı basında ve çeşitli uzmanların ve ünlü kişilerin ağzından çeşitli zayıflama ilaçları ve formüller duymadığımız bir gün yok gibi.

İlaçların asıl amacı diyet yapanlara vitamin mineral desteği sağlamak ,mide ve bağırsaklarındaki sindirim ve boşaltım olaylarını değiştirerek yediğimiz yemeğin biyoyararlılığını azaltmaktır.

Ama ilaçlar insanları tek başına şişmanlatamayacağı gibi zayıflatmayacaktır da çünkü kilo vermeyi sağlayacak bir ilaç bulunmuş olsaydı dünyadaki en büyük ilaç üreticilerinin ve en fazla  şişmanların bulunduğu ülke ABD’de bugün hiç şişman olmaması gerekiyordu.

Umut tacirliği yapan birçok firma deneme aşamasındaki ilaçları ve kilo vermeye katkıda bulunan yardımcı ilaçları zayıflatan mucizeler olarak piyasaya sunmaktadırlar.

Unutmayın ki hap yiyerek şişmanlayamazsınız bu yüzden  sadece onu yutarak da zayıflayamayacaksınızdır

Zayıflama İlaçlarının Yan Etkileri

Bir çok zayıflama amaçlı kullanılan ilaç ve çayların hiç yan etkisi yokmuş gibi lanse edilseler de bir çoğunun kullanıma bağlı yan etkileri uzun dönemde kendisini göstermektedir bu yüzden doktor tavsiyesi olmadan ve sağlık bakanlığı ruhsatlı olmayan ilaçları kullanmayınız.


Oluşabilecek yan etkiler

  • Slim çaylar, idrar söktürücüler ,sinamekiler ,çeşitli bitkilerin suları kişide elektrolit dengesizliklerine yol açacağından halsizlik, bitkinlik, dikkat eksikliği ve böbrek fonksiyonlarında bozulmalara neden olabilir.
  • Aşırı laksatif etki barsak villuslarına zarar verebilir ve kişinin barsak florasını bozarak kolitlere sebep olabilir.
  • İştah kesenler sinir sistemini bozup depresyona ve dolaşım sistemi zayıflıklarına neden olabilirler.
  • Aşırı ve gereksiz vitamin mineral kombinasyonu içerenler vitamin zehirlenmelerine ve alerjik durumlara neden olabilirler.
  • İçeriği bilinmeyen tozlar ve karışımlar sindirim sistemi bozukluklarına neden olabilirler.
  • Ayrıca bunların haricinde mevcut bir hastalığı bulunanlar, hastalık ve alerjileri olup olmadığını bilmeyenlerin kesinlikle ilaç ve benzeri zayıflama ürününü doktora danışmadan kullanmamaları gerekmektedir.