KALP HASTALIKLARI YÖNÜNDEN ALTIN KURALLAR VE ÖĞÜTLER

KALP HASTALIKLARI YÖNÜNDEN ALTIN KURALLAR VE ÖĞÜTLER 

Aşağıda bulacağınız ve bir kısmı yazılı bir kısmı benim gözlemlerim olup genel tıp açısından kabul görmüş yaklaşımlar sizlere sağlık konusunda daha çok ışık tutacak ve çeşitli sağlık ile ilgili yaklaşım ve düşüncelerinize yön verici olacağı kanaatindeyim.

Yaşadığımız çağ çok hızlı ve siber bir çağ olması, hızlı bir tüketim ve hızlı bir hayat sürmeyi gerektirdiğinden, günümüz koşullarında ne olursa olsun sağlıklı kalabilmek için ‘iyimser’ olmak durumundayız. Bu kural bireysel olarak bazılarını kapsamasa da genel olarak kalp sağlığı açısından ve günümüz yaşam tarı da göz önüne alındığında çok geçerli bir kuraldır. Çünkü bir kişilikleri kardiyoloji ilminde A ve B tipi kişilikler olarak ayırmaktayız. A tipi kişiler gergin, asabi, çabuk hareketlenen ve tepkileri orta-yüksek düzeyde olan kişilerdir. B tipi kişilik ise daha sakin, olan ve bitenleri daha sabır, tolerans ve düşük tepki düzeyi ile karşılayan kişilerdir. Yapılan çalışmalar ve klasik kardiyoloji bilgileri bize A tipi kişilerde daha fazla koroner damar ve kalp krizi riskinin daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Kalp hastalıkları yönünden diğer bir sıkıntılı durum ise yalnız kalmak ve sosyal ortamdan uzak bulunmaktır. Yapılan çalışmalarda anksiyete düzeyi ve depresyon düzeyi ile koroner ve kalp krizi riski arasında istatistiksel bir ilişki bulunmaktadır. Bu nedenle sosyal ortamlardan uzak kalmamak ve eğer kalp hastası olsak bile ‘bu hastalık niye gelip beni buldu?’ diye düşünmek yerine onunla birlikte yaşamayı öğrenmeye çalışmalı, anksiyete ve depresyon durumundan kendimizi kurtarmalıyız. Böylece beden ve ruh dengesini koruyarak arkasından kalp sağlığımızı da korumuş oluruz. Ruh sağlığı anlamında kendini iyi hissetmek daha sağlıklı ve uzun süre genç kalmayı da beraberinde getirmektedir.

Günümüz tıbbı bizlere hastalıklardan korunma ve erken teşhis konusunda yeni teknolojik gelişmeler ışığında birçok erken teşhiz fırsatı vermektedir. Hastalıklara neredeyse hücresel, hatta genetik düzeyde artık tanılar konabilmektedir. Ancak ne yaparsak yapalım, bazı hastalıklar ailevi genetik şifremizde saklı bulunan yazılıma bağlı olarak hastalıkları bizlere getirmektedir. Ancak sağlığımızı koruma ve sağlık risklerini takip etme konusunda hassas davrananlara bu tür kötü anlamda tıbbi piyangolar daha seyrek vurmaktadır. Her insan ne yazık ki beden ve ruh sağlık durumunu tam olarak değerlendirememektedir. Vücudumuzda bir şeylerin yolunda gitmediğini fark ettiğimizde ve sağlığımızı kaybettiğimizde, ancak o zaman neyi yitirdiğimizi, sağlığımızın önemini, ciddiyetini düşünmeye, konuşmaya başlamaktayız. Bu nedenle ister erkek, ister kadın, yine kendileri karar vermek kaydı ile, özellikle 35 yaş üzerine çıkan bireylerde düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemi çok büyüktür. Çünkü doktorlar mevcut tıp bilgilerini uygulayan ve pozitif bulgular ışığında işlem ve tedavi yapan kişiler olup hiçbirisinin elinde hastalığı hemen iyişleştirecek sihirli bir çubuk bulunmamaktadır.

Hayat tarzımız (uyku, günlük sosyal aktivite, stres yönetimi becerisi) sağlığınızı belirleyen temel faktörlerdendir. İlerleyen yıllar ile birlikte günlük olarak daha az kalori almayı ve daha fazla tüketmeyi hedeflemek gerekmektedir. Çünkü ilerleyen yıllar ile birlikte 35 yaş, özellikle 40 yaş üzerinde ‘can boğazdan gelir’ atasözü klinik çalışmalar ışığında tersine bir durum göstermektedir. Hazır ve raf ömrü uzatılmış gıdalar yerine taze ve temiz besinlerin tüketilmesi hedeflenmelidir. Taze sebze ve meyveler, bakliyat grubu besinler ve tahıllar, yine hayvansal ürünlerden dengeli bir şekilde tüketmeye ve bu oranı korumaya özen gösterilmelidir. . Her gün en az 2,5 litre su içmeliyiz. Az yağlı, özellikle hayvansal yağlardan ve margarin türü uzun zincirli ve doymuş yağlardan uzak duracak şekilde besinlerin tüketilmesi kalp sağlığı açısından daha uygun olacaktır. Taze sebze ve meyva tüketimi olabildiği kadar arttırılarak kalp sağlığı korunmasına katkıda bulunulmalıdır.

Kan basıncı yüksekliği, şeker hastalığı ve uyku bozukluğu ile ilgili olan sorunların üzerine eğilerek bunları derhal ve keskin bir şekilde tedavi edilmesi kalp sağlığı açısından son derece gereklidir. Çünkü yapılan araştırmalar bizlere, günümüzde şeker hastalarını damarları hasta insanlar olarak kabul edip ona göre takip ve tedavi açısından yaklaşmak gerektiğini, kan basıncı yüksekliğinin çok yaygın olup temel toplumsal bir sağlık problemi teşkil ettiğini, toplumu sakat bırakarak üretimi düşürüp sağlık maliyetlerini arttırdığını, uyku bozuklukları ve özellikle uykuda solunum durması problemlerinin (Uyku-Apne sendromu) koroner damar hastalığı, kalp yetmezliği ve ani kalp ölümlerinden sorumlu olabileceğini hatırda tutmak gerekir.

Buraya kadar söylediklerimizi kalp sağlığı yönünden matematiksel hedeflere indirgersek sağlıklı olduğu varsayılan insanlar açısından aşağıdaki laboratuvar değerleri genel kalp sağlığımızın korunması açısından faydalı olacaktır.

1-   KAN ŞEKERİ                      <100 mg/dl

2-   HbA1C                                  <%5.5

3-   TOTAL KOLESTEROL     <200 mg/dl

4-   HDL                                      >45-50 mg/dl

5-   LDL                                       <160 mg/dl

6-   TRİGLİSERİD                     <150 mg/dl

7-   BEDEN KÜTLE İNDEKSİ <30 kg/m2

8-   KAN BASINCI                    <140-90 mmHg

9-   BEL ÇEVRESİ                    E:102 cm K:88 cm