EVİMİZDEKİ SİNSİ DÜŞMAN ŞEKER

EVİMİZDEKİ SİNSİ DÜŞMAN ŞEKER

Herkesin bildiği gibi günümüz yaşam tarzı, hızlı bir hayata adapte olma telaşı içerisinde geçerken günlük hayatımızda farkedemediğimiz tehlikelerin evimizin içerisine kadar sızdığını göremiyoruz.

Daha önceden aşırı kilolu olmanın ve günlük tuz tüketiminin bizim kalp, kemik ve genel vücut sağlığımız ile ilgisini detaylı bir şekilde açıklamış ve bu konuda toplumumuzun dikkatini bu konuya çekmiştim. Bir diğer toplumsal konumuz ise şeker, şekerli mamüller, şeker yerine geçen diet ürünleri ve bunların vücudumuzda yarattığı tahribatlardır.

Şeker hepimizin de bildiği gibi vücudumuzun günlük işleyişi açısından yağlarla beraber yakıt görevi görmekte ve bu amaçla kullanılmaktadır. Ancak bu tüketimin aşırıya doğru gitmesi neticesinde hiçbirimizin aklına gelmeyecek sağlık problemleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamaktadır. Yakın zamanda ABD’de çok saygın bir dergi olan Hypertension’da yayınlanan INTERMAP çalışmasının sonuçları bizlere tuz tüketiminin yanısıra şeker tüketiminin de fazla olması sonucunda bunun kalp-damar sağlığı açısından ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini bildirilmiştir.

Bu araştırmaya göre Amerikan ve İngiliz vatandaşları arasında günlük dietli içecekler, diet şeker kullanımı ve normal şeker tüketimi karşılaştırılmış ve her iki ülke vatandaşlarının kan basınçları araştırılmıştır. Amerikan vatandaşlarının İngiliz’lere göre daha fazla şekerli sodalı içecekler ve diet içecekleri tükettiği saptanmış ve istatistiksel karşılaştırmada büyük ve küçük tansiyonun (sistolik ve diastolik kan basıncı) direkt olarak bu tüketim ile orantılı olduğu saptanmıştır.

Ayrıca istatistiksel olarak incelendiğinde günlük kalori alımının, idrar sodyum ve potasyum atılımının, günlük alkol ve kolesterol ile yağ tüketimi ile şekerli bir içecek tüketiminin (355 ml/gün, bir teneke kutu şekerli içecek) büyük kan basıncını 1.6, küçük kan basıncını da 0.8 puan arttırdığı (istatistiksel olarak boy/kilo düzeltmesi ile bu değerler 1.1/0.4 olarak bulunmuştur) saptanmıştır. Ayrıca bu deneklerin hepsinin beden-kütle indekslerinin daha yüksek olduğu ve günlük almaları gereken potasyum, magnezyum ve kalsiyumu alamadıkları da saptanmıştır. Diğer yandan diet ürünleri tüketiminin ise kan basıncı ile ters ilişkili olarak bulunduğu bildirilmiştir.

Amerikan Kalp Birliği bu tür şekerli içeceklerle ilgili olarak sodalı veya meyva suyu olarak tüketilse dahi cinsiyet, yaş ve günlük aktivite seviyesine göre bakılarak bu tür içeceklerin günlük olarak erkekler için £150 kcal, kadınlar içinse £100 kcal ile sınırlandırılması gerektiğini bildirmiştir. Ancak bu bildirime rağmen bu araştırmadaki ortalama rakam 400 kcal seviyesinde olup bu insanların hepsinin beden-kitle indeksleri yüksek olarak bulunmuştur. Yüksek oranda tuz tüketen deneklerin aynı yüksek oranda şeker de tükettikleri ve bu vakaların kan basınçlarının daha yüksek olduğu bildirilmiştir.

Sonuç olarak 40-59 yaşları arasında toplam 2696 vakada yapılan bu araştırmaya göre şekerli içeceklerin fazla tüketilmesi kan basıncını arttırmaktadır. Aşırı tuz  tüketen insanlarda ek olarak aşırı şekerli içecek tüketimi de artmakta ve bu da kan basıncını yükseltmektedir. Bu nedenle şekerli içecekler, şeker ve tuz tüketiminin sınırlandırılması kalp-damar sağlığının korunması açısından gereklidir denilebilir.