EN SIK SORULAN SORULAR

EN SIK SORULAN SORULAR

+ Antioksidant nedir ve hangi maddeler antioksidanttır?

Oksidasyonu önleyen veya geciktiren maddeler olarak tanımlanırlar çünkü oksijen serbest radikaller dediğimiz kansere, yaşlanma, kalp hastalıklarına neden olan bu maddelerin oluşmasını sağlarlar.bunlardan korunmak için antioksidant maddelere ihtiyaç duyarız. (tokoferoller, trienoller, karotenoidler, askorbik asit, propil gallat, BHA, BTH) gibi çeşitli gıdaların içerisinde bulunan maddelerdir.

Ayrıca en iyi bilinen antioksidantlar.A.C,E vitaminleridir. 

+ Kanserin oluşumunda beslenmenin etkisi var mıdır? 

Kanser kontrolsüz hücre bölünmesi sonucunda oluşan ve hayati işlevi olan hücrelerin yapı ve işlevlerinin bozulmasıyla oluşan bir hastalıktır.nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte kanser oluşumunu kolaylaştıran beslenme alışkanlıklarının varlığı artık kabul edilmiştir.bunları aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz.

  • Az posalı diyetle beslenenlerin  kolon kanserine daha sıklıkla yakalandıkları
  • Yiyeceklerin üzerinde biriken bazı küflerin aflatoksin oluşturarak kansere neden oldukları bilinmektedir.
  • Kızartma,tütsüleme,mangal gibi et pişirme yöntemlerinin etlerde kanser yapıcı maddeler oluşturdukları bilinmektedir.
  • Daha çok salam,sosis,sucuk gibi et ürünlerine katılan nitrat ve nitritlerin sindirim sisteminde kanser yapıcı maddelere dönüşebildiklerinden ve bunların üzerine katılan fazla tuzun bu kanser yapıcı maddeleri artırdığı bilinmektedir.
  • Çok yağlı ve yüksek proteinle beslenen ,bebeğini emzirmeyen kadınların daha kolay meme kanserine yakalandıkları bilinmektedir.
  • Yetersiz sebze ve meyve tüketimi sonucunda yetersiz alınan vitamin ve minarelerin kansere karşı koruyucu etkilerinden mahrum kalınması kanser çıkışını kolaylaştırmaktadır.

Kanserden korunmak için hangi besinler yenilmelidir?

İçerilerindeki antikarsorojen maddeler dolayısıyla aşağıdaki gıdaların daha fazla tüketilmesi gerekmektedir.Kuru soğan,taze soğan,sarımsak,pırasa,lahana,brüksel lahanası,karalahana,şalgam,tere

+ Kemik erimesi veya osteoporozdan nasıl korunabiliriz? 

  • Günlük en az 1 kilo süt veya yoğurttan birini tüketiniz.
  • Günde 5 mikrogram(2000IU) d vitamini alın veya 10-15 dakika teninizi güneşle temas ettirin.
  • Balık ürünlerini bol tüketiniz.
  • Günde en fazla 2 fincan çay veya kahveden birini tüketiniz.
  • Günlük düzenli egzersiz ve yürüyüşler yapınız. 

+ Kefir nedir hastalıkları önleyici etkisi var mıdır? 

Kafkasya da yaşayan insanların daha çok kullandığı sütün mayalandırılmasıyla elde edilen süt ürünüdür.Hastalıkları engellemesindeki etkisi mayalanma sırasında oluşan yararlı bakteri ve mayalardan gelmektedir.vücuda giren zararlı mikroorganizmaları ve enfeksiyonları azalttığı bilinmektedir.Barsak problemleri yaşayanlar için( ishal,sindirim problemi vs) uygun bir besindir.Zayıflamaya bir katkısı yoktur. 

+ Prebiyotik nedir? Beslenme ve sağlıktaki önemi nedir? 

Prebiyotik maddeler, sindirim sistemi boyunca vücutta emilmeden kalın bağırsağa gelen ve kalın bağırsaktaki yararlı patojen bakterilerin sağlık açısından faydalarını ve dirençlerini artıran ve gelişmelerine olumlu yönde etki yapan maddelerdir.(lifli yiyeceklerde,süt ürünlerinde,sebzelerde,tahıllarda...vb yiyeceklerde bulunur.)

  • Bagırsaklarda kalsiyum emiliminin arttırılmasına,
  • Bağırsak fonksiyonlarının düzenlenmesi ve iyi çalışmasında,
  • Zararlı patojen bakterilerin toksik ürünlerinin emilmesinin engellenmesinde
  • Diyabette kan şekerinin dengesinin korunmasında
  • Kolesterolün  kontrol edilmesinde
  • Kanserin önlenmesinde katkı sağlamaktadırlar.

 
Probiyotik etki ise bağırsak florasındaki mikrobiyal dengeyi düzelterek yararlı bakterilerin sayısını ve işlevini artıran  canlı organizmalardır. 
Probiyotik kelimesi Yunanca'da “Pro Biyo” köklerinden gelir ve “Pro Yaşam” anlamına gelir. Son yıllarda birçok değişik tanımla anılmıştır. Her durumda da, insanlar için yararlı bakteriyel bir ürün olarak bulunur. Bu yüzden;

  • Probiyotik bakteriler canlıdır.
  • Bakteriler ağız yoluyla alınır.
  • Mikrobiyal dengeyi etkileyebilmesi için bakterilerin bağırsağa kadar canlı olarak ulaşması gerekir.

Buna göre Probiyotik bakteri, asite (mide asiti), safraya karşı dirençli, zehirsiz, ve en önemlisi oksijensiz ortamda yaşayabilen bir bakteri olmalı.

Bu koşulu sağlayan en önemli grupta laktik asit bakterileri olan, Lactobacillus, Streptococcus ve Bifidobacterium türleri gelmektedir.
Bağırsaklarda ve birçok fermente süt ürünlerinde doğal olarak bulunurlar.
Sağlık açısından yararlı etki yapabilmeleri için üretilen yiyeceklerde milyonlarca canlı bakteri olması ve mideden bağırsaklara çok sayıda bakterinin canlı geçebilmesi gerekmektedir.

+ Bu besinleri sofranızdan eksik etmeyin! 
Bazı besin maddeleri var ki günlük beslenmemize eklememiz bağışıklık sistemini güçlendirici etki yapıyor.  
Keten tohumunu içeriğinde bulunan lignan östrojene bağlı gelişen kanser riskini azaltır. Soya fasulyesininiçeriğinde bulunan isoflavanlar kanser, kemik erimesi ve kalp damar hastalıkları riskini azaltır. Sarımsakta bulunan kükürtlü bileşikler kanser ve kalp damar hastalıkları riskini azaltır. Meyan kökünde bulunan glikozidler alerji ve iltihabı azaltır. Bununla birlikte omega 3 yağ asitleri adı verilen ve balıkta bolca bulunan yağ asitleri ve proteinli gıdalarda aldığımız arginin amino asidi, bağışıklık sistemimiz için önemli besin kaynaklarıdır. Bağışıklık sistemimizi güçlendirecek gıdalara ek beta-glukan, ekinezya, probiyotikler, izozomlar ve yeşil çay gibi doğal maddeleri saymak da mümkündür. Ekinezya doktorlar tarafından çok eski tarihlerden bu yana soğuk algınlığı tedavisinde kullanılır. Fakat ekinezyanın düzenli ve sürekli kullanılması halinde bile, vücudun buna alışması bağışıklık sisteminde gerektiğinde istenilen etkiyi gösteremeyebilir. Bu nedenle doktor kontrolü ile kullanılması gerekir.” 

+ Katkı maddeleri nelerdir ve kanser yapar mı? 

Katkı maddesi özel bir teknik işlevi sağlamak için besine eklenen maddedir.Yemeklerimize kattığımız tuz.sirke,nişasta ve jelatin yüzyıllardır kullanılan doğal katkı maddeleridir.
Besinlere katmak zorunda olduğumuz katkı maddelerinin sağlık açısından sakıncalı olmayan miktarlarda ve besine özgü olanlarının katılması gerekmektedir bunların dışındaki katkı maddeleri bazı besinlerde kansorejen yapılar oluşturabilmektedir.
Kesin olarak şu madde veya katkı kanser yapar diye bir şey söylemek mümkün değildir.

Mikroba ve bozulmaya karşı koruyucular

E 252,potasyum nitrat.nitrit

Et ürünleri,konserveler

Acılaşmayı ve vitamin kaybını engelleyen antioksidantlar

Askorbik asit(E300),

Katı ve sıvı içecek ve yiyeceklere paket ürünlere

Stabilizatörler ,yapı koruyucular

Pektin( E440)

Unlar,reçeller.az yağlı ürünler

Renklendiriciler

Beta karoten( E160 )

Paket  ürünlerde besinin çekiciliğinin artması için

Tatlandırıcılar ve asiditesinin kontrolünü sağlayanlar

Aspartam,sakkarin vs.

Konserveler ve sıvı içecekler

 + Hangi sebze neye iyi geliyor? 

Ispanak
Demir yönünden zengin, koyu yeşil yapraklı ve güzel tadı olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içeriyor. Salatada yenilen çiğ ıspanak, harika bir lif kaynağı. Ispanak suyu, bol C vitamini ile soğuk algınlıklarına karşı dayanıklılık veriyor ve hemoroid rahatsızlığına iyi geliyor. 

Fasulye
Taze fasulyenin, vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağladığını vurgulayan uzmanlar, genç-ihtiyar herkese tavsiye ediyor. taze fasulyenin, pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiğini, albümin ve şekerde de çok fayda verdiğini bildiriyor. 

Bezelye
Kansızlığı gideren ve pekliği geçiren taze bezelyenin, kan kanserine karşı koruyucu etkisi olduğunu ifade eden uzmanlar, gıda değeri ve insana zarar vermeme bakımından fasulyeden daha üstün olduğunu savunuyor. 

Sivri Biber
Biberlerde, bol beta karoten, C, P ve K vitaminleriyle bazı alkoloidler bulunduğunu kaydederek, bunların, mideyi kuvvetlendirdiğini, iştah açtığını ve mide tembelliğini giderdiğini söylüyor. Özellikle acı biberin, erkeklerde cinsel isteği arttırdığını belirten uzmanlar, P vitamini ile damarları yumuşatıp kanamayı önlediğini, K vitamini ile de kanın pıhtılaşma kabiliyetini arttırarak kanamaları durdurduğunu bildiriyor. 

Patlıcan
A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip olduğunu, bunlarla sinirleri teskin ettiğini ve kalp çarpıntısını giderdiğini vurguluyor. Patlıcanın pankreas, karaciğer ve böbrekleri kuvvetlendirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki fazla suyu dışarı boşalttığını ifade ediyor. 

Lahana
Bol miktarda B, C ve E vitamini ve potasyum içeren lahananın, şeker ve romatizma hastaları için de çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, bol arsenik, kükürt ve vitaminleri ile kanı temizleyip cildi güzelleştirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki suyu ve zehirli maddeleri idrarla dışarı attığını bildiriyor.  lahananın kansızlığı giderdiğini ve kansere karşı etkili olduğunu da kaydediyor. 
sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamininin, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruduğunu, oralardaki yaraların iyileşmesini sağladığını da vurgulayarak, bu sebzenin,kansere karşı koruyucu, yaşlanmayı önleyici ve kalp krizine karşı koruyan bir mineral kabul edilen selenyumun kaynağı olduğunu hatırlatıyor. 

Karnabahar
Fosfat ve potasyum ihtiva eden ve içeriğinde, kadınları göğüs kanserine karşı koruyan ‘indol-3 karbonal’ ve yine bir kanser koruyucu olan izotisiyonat bulunan , “Karnabahar çiçek olduğu için, bol bol fosfor ve vitaminleri, cinsiyet hormonu, bol E vitamini ve protein içerir. Bu maddeleri ile cinsel gücü arttırır, buna bağı olarak kalp rahatsızlıklarını da giderir. Sinirleri ve beyni iyi çalıştırır, onların yıpranmasını önler” diyorlar. 

Brokoli
Uzmanlar, brokolide, havuçtakinden daha fazla beta karoten bulunduğunu söyleyerek, bu sebeple yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden olduğunu kaydediyor. Beta karotenin, güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu , yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azalttığı biliniyor. 
Brokolinin ayrıca, B1 ve C vitamini ile dolu olduğunun altını çizen uzmanlar, yüksek miktarda kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerdiğini belirtiyor. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokolinin vitamin deposu olduğunu bildiren uzmanlar, suyunun havuç veya elma suyu ile karıştırılarak içilmesinin de faydalı olduğunu kaydediyor. 

Pırasa
Pırasanın bol vitaminleri, mineralleri ve çeşitli nitritleri ile çok şifa verici özelliği bulunduğunu, mide-bağırsak rahatsızlıkları, kanser,deri hastalıkları, damar sertliği için faydalı olduğunu belirtiyor.  pırasa yemeğinin, bağırsaklara yumuşaklık verip pekliği giderdiğini, hemoroidi olanlara da ferahlık sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, pırasa çorbasının, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş üre asidi ve ürat tuzlarını dışarı attığını ifade ediyor. 

Enginar
Yapılan araştırmalar karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginarın kanı temizlediğini ve yorgunluğu giderdiğini , diğer zehirli maddeleri ve yorgunluk maddelerini idrarla dışarı atarak vücuda dinçlik verip dinlendirdiğini,enginarın, beyin yorgunluğunu çabucak geçirdiğini, kalp adalelerini kuvvetlendirdiğini, onu rahatsız eden üre ve kolesterolü düşürerek kalbin rahat çalışmasını sağladığını, şeker hastaları için de çok faydalı olduğunu, mide ve bağırsakları dezenfekte ederek ishalleri durdurduğunu kaydediyor. 

Kereviz
Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu , mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını biliniyor. “Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor.” 

Semizotu
Semizotunun, kanama hastalıklarında ve peklikte çok faydalı olduğunu, kanı temizlediğini, bol idrar söktürdüğünü, kanı, üre ve benzeri pisliklerinden temizlediğini, sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirdiğini, böbrekteki kum ve taşı döktüğünü bildiriyor. 
Semizotunun, şeker hastalarının susuzluğunu azalttığını, şişmanlara kilo verdirdiğini belirten semizotu, yeşil salata olarak yenirse faydasının fazla olduğunu ifade ediliyor. 

Patates
Yaklaşık yüzde 20’si karbonhidrat ve kalori değeri oldukça düşük. Bol B vitaminleri, C vitamini, protein, kalsiyum, demir ve fazla miktarda potasyum içeriyor. Orta boy bir patates, günlük C vitamini miktarının 1/3’ünü temin ediyor. Sindirimi kolaylaştırıyor. Bağırsakları, böbrekleri ve kanı temizliyor, kabızlığı önlüyor. Kansere karşı koruyor ve yorgunluğa karşı birebir. 

Domates
Bol ve çeşitli vitaminleri, mineralleri ve faydalı organik asitleri ile tıbbi değeri çok yüksek bir sebze olan domates, vücuda kükürt, fosfor ve organik sodyum sağlıyor.. 
Domatesin damarları yumuşattığını, kanı durulttuğunu, üre miktarını düşürdüğünü, vücudu gençleştirdiğini  kalp, karaciğer, böbrek bozuklukları ve şekerliler için çok faydalı olduğunu ifade ediyor. Kansere karşı koruyucu bir sebze olduğu da biliniyor. 

Soğan
Soğanda bol miktarda A, B ve özellikle C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt gibi vücuda çok faydalı maddeler, antibiyotik vazifesi gören esanslar ve hazım arttırıcı fermentler ve kansere karşı koruyucu maddeler bulunur. vücuttaki fazla tuzu da dışarı atar., pankreası çalıştırarak insülin ifrazatını arttırdığını ve kanda şeker seviyesini düşürür.
Fazla soğan yenen ülkelerde kanserin nadir görüldüğünü ve o ülke halkının uzun yaşadığı bildiriliyor. 
Ağızda soğan kokusunu gidermek için yemekten sonra biraz ekmek kabuğu veya maydanoz çiğnemek yeterli ayrıca, soğanın patateslerden ayrı, kuru, soğuk bir yere kaldırılması gerektiğini, çünkü soğan ve patatesin birbirini etkilediğini ve soğanın, patateslerden salınan nemle yumuşadığı hatırlatıyor. 

Sarımsak
Sarmısağın tansiyon düşürdüğü, kan pıhtılaşmasını azalttığı, kötü LDL kolesterolünü düşürdüğü, bazı mide kanserlerini önlediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiği içinde bulunan  “allicin” denilen bir maddenin, sadece kendi özgü kokusunu vermekte kalmadığını, ayrıca bakteri gelişimini önlediğini, vücuttaki mantarı ve maya oluşumunu tahrip ettiğini,kalp hastalıklarına ve kansere karşı güçlü bir koruyucu olduğu biliniyor. 
Ayrıca çeşitli araştırmalarda  sarımsaklı yoğurdun, zehirlenmelere karşı insanı koruduğunu ve sarımsağın en ince damarları dahi temizleyerek oralara kan gitmesini sağladığını bildiriyor.  bütün salgı bezlerini çalıştırmak ve vücudu zehirlerinden temizlemek suretiyle, genç ve dinç olmayı, uzun yaşamayı sağladığını kaydediyor. 

Havuç
Özel şekeri, A vitamini ve bol vitaminleri ile karaciğeri kuvvetlendirdiği ona rahatsızlığında kendi kendini tamir imkanı verdiği, vücuttaki üre asidi, ürat tuzları, benzeri yorgunluk maddelerini, diğer zehirleri idrarla dışarı attığı biliniyor. 
Havucun, bol A vitamini ile cilde temizlik ve pembelik verdiğini ve gözlerin sıhhatli kalmasını sağladığı, kalp rahatsızlığı ve damar sertliği olanlara havucun çok fayda verdiğini, her gün yenen bir havucun da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indirdiğini bildiriyor. 
Havuçtaki beta-karotenin de gözleri, yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruduğunu ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini vurgulayarak, havuçların çiğ veya pişmiş olarak yenilirken asla soyulmaması gerektiğini, sadece temiz yıkamanın kafi olduğunu kaydediyor. 

Salatalık
Salatalığın bol su ve mineral oranlarıyla kanı temizlediğini, karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ve düşük kalorisiyle vazgeçilmez bir salata malzemesi olduğunu söyleyebilirim.  

Turp
Çeşitli esansları, bol C vitamini, iyot ve kükürdüyle turpun, karaciğeri mide çalıştırdığını, böbreklerdeki kum ve taşı döktüğünü, bronşlara çok iyi tesir ettiğini, dalak şişliğini giderdiğini ve cildi güzelleştirdiğini ifade ediyor.  

Maydanoz
C vitamini  deposu durumundaki  taze yenen maydanozda ayrıca  kalsiyum, potasyum, kükürt ve A vitamini bulunuyor. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Böbrekleri, karaciğeri ve idrar yollarını temizlemeye yardım ediyor. Kan şekerini normal seviyede tutuyor ve kansere karşı da koruyucu. Barsak hareketlerini kolaylaştırıp,suyu içildiğinde iştah azaltıyor.

Marul
Bol miktarda çeşitli mineralleri içeren marulun, sinirleri teskin edip iyi uyku verdiğini, bol idrar söktürdüğünü ve kanı pisliklerden temizlediğini, karaciğer ve dalak şişliğini, sarılığı giderdiğini, kadınlarda adet dönemlerinin, zamanında ve ağrısız olmasını sağladığını bildiriyor.

Roka
Çeşitli esansları, P ve K vitaminleri, çok faydalı mineralleri içeren rokanın, karaciğerin dostu, mideyi kuvvetlendirici, kansızlığı gideren, cinsel gücü çok arttıran bir yeşillik olduğu ifade ediliyor.  Yeşil salata şeklinde yenen rokanın, tadı ve asitleri ile mideyi çalıştırdığını, hazmı arttırdığını, iştahı açtığını, böbrekleri çalıştırdığını, idrar söktürdüğünü ve karında toplanan suyu boşalttığını bildiriyor. 

Tere
C vitamini, bazı faydalı esanslar ve mineralleri ile çok tesirli ve faydalı olduğunu belirtiyor.  terenin, karaciğer, böbrek ve bronşları çalıştırdığını, gribi geçirdiğini, kanda şekeri düşürdüğünü, kansızlığı giderdiğini, acı tadı ve diğer maddeleriyle mideyi çalıştırıp hazmı arttırdığını, iştahsızlık çekenlere çok fayda verdiğini, bol demiri ile kanı tazelediğini, kansere karşı koruduğunu, bağırsaklardaki çeşitli solucanları döktüğünü kaydediyor. 
 
Şalgam
Şalgamın taş ve kum döktüğünü, bronşları boşalttığını, bol idrar söktürdüğünü ve pekliği giderdiği ve iştah arttırıcı bir sebze olduğu ve suyunun lezzetli bir içecek olduğu biliniyor ama içerisindeki guatrojen maddeler nedeniyle fazlasının guatra neden olduğu biliniyor.

Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su kullanılmalı. 
Suyunuzu kaynattıktan sonra bir-iki dakika dinlendirin. 
Porselen bir demliğe önce, çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine gerekli miktarda su ekleyin. 
Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir. 
Çayın demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir. 
Kök bitkilerden çay yapacağınız zaman (zencefil, havlıcan gibi) aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte cezveye koyup kaynatma yoluyla çayınızı yapabilirsiniz

Bazı bitki çayları şifa dağıtıyor

Ihlamur
Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa sebep olabilir. 
Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı, kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir.

Kuşburnu
Yüksek oranda c vitamini içeren kuşburnu bağışıklık sistemini güçlendirir.böbrek taş oluşumunu engeller.diüretik etkisiyle zararlı bileşiklerin idrar yoluyla atımını kolaylaştırır.

Isırgan
Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir. 

Rezene
Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz

Kekik
Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağı baharatların karışımından elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor. 

Adaçayı
Kızılderililerin kutsal bitkisi sayılan adaçayı, Akdeniz yöresinde bol bol yetişir. Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz. 

Elma
Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, baş ağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır, göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.

Biberiye
Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi ağır yemeklerden sonra içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit, baş ağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarına da birebirdir. Hoş bir tat vermesi açısından biberiye çayına bir parça da kabuk tarçın atabilirsiniz

Yeşil Çay

Antioksidan etkisi nedeniyle düzenli içildiğinde ,günde en az 4 fincan kansere karşı koruyucu,hücrelerin yenilenmesini sağlayıcı ve yaşlanma etkilerini azaltıcı etkiye sahiptir.

 + Kimler ekstra vitamine ihtiyaç duyarlar? 

Gebeler, sporcular, menopoz dönemindeki ve doğum kontrol hapı kullanan kadınlar, zayıflama rejimi uygulayanlar, özellikle çok sigara içenler, alkol kullananlar ve yoğun stres altında çalışanlar daha fazla vitamin takviyesine ihtiyaç duyarlar. 

Yoğun iş temposuna sahipseniz…
Yoğun bir iş temposu içindeyseniz, stresli ve yorgunluk vücuttan daha fazla vitamin alınmasına neden olur. Enerjinin ve sinirsel fonksiyonların devamı için B ve C vitaminleri ile kalsiyum, magnezyum minerallere gereksinim artar. 

Alkol kullanıyorsanız…
Alkol bazı vitaminlerin kullanımını ve emilimini engeller. Bu yüzden B1, B6, C vitaminlerine ihtiyaç artar.

Rejim yapıyor yada düzensiz besleniyorsanız…
diyet yada düzensiz beslenme, aldığınız besin çeşitlerinin azalmasına ve dolayısıyla vitamin eksikliğine neden olur. Bu sebeple mutlaka A, B, E, C vitaminleri takviyesi almalısınız.

Hamileyseniz yada bebeğinizi emziriyorsanız…
Sorunsuz bir hamilelik geçirmeniz ve bebeğinizin sağlığı için bu dönemlerde A, C, E, B6, B12 vitaminleri takviyesini doktorunuza danışarak almalısınız.

Menapoz dönemindeyseniz…
Bu dönemde değişen hormonal denge nedeniyle, vücudunuzun kalsiyum ihtiyacı artar. Vücudunuzun kalsiyumdan yararlanabilmesi için mutlaka yanında D vitamini de almalısınız.

60 yaşın üzerindeyseniz…
Bu dönemde bağırsakların emme işlevinin azalması ve sağlıklı besin hazırlama konusundaki ilgisizlik, vitamin eksikliğine neden olabilir. Sizin için gerekli vitamin ve mineraller E, C, B, demir ve kalsiyumdur.

+ Aşırı zayıflık hastalık mıdır? 

Genelde çevremizde aşırı zayıf olan ve ne kadar çok yese de kilo alamayan  kişiler görürüz ve bazılarını sağlıksız ve hastalıklı olarak tenkit ederiz .
Zayıflık , uzun süren enerji dengesizliği sonucunda oluşur.
Zayıflık bir hastalık olmamakla beraber hastalıkların çıkışını kolaylaştıran ve bağışıklık sistemini bozan en önemli faktörlerden biridir.çocukluk çağında görülen aşırı zayıflık büyüme ve gelişmeyi engeller.
Beden kitle indeksi(BKİ) 20’nin altında olanlar zayıf kişiler olarak değerlendirilirler.
Çok yediğimizi düşünüp kilo almıyorsanız mutlaka bir doktora ve diyetisyene başvurunuz.


+ Vejeteryanlık  nedir ve tipleri nelerdir? 

Vejetaryen kelimesinin kökeni latince “vegetus”tan gelir. Zannedildiği gibi “vegetable”: sebze kelimesinden türememiştir. Vegetus; canlı, sağlıklı, hayat dolu anlamındadır. 1842’de oluşturulan tanımda; et, balık ve kümes hayvanlarının tüketilmediği, süt ürünleri ve yumurtanın ise tercihe bağlı olarak tüketildiği beslenme tarzına vejetaryen beslenme denilmiştir. (Encyclopedia Brittannica

Tipleri:                                      
Vejetaryenler genel olarak üçe ayrılırlar:
1-Lakto-Ovo vejetaryenler: Hiç bir hayvan etini yemezler, ancak yumurta ve süt ürünlerini tüketirler. Kuzey Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, vejetaryenlerin %90-95’i bu gruba girmektedir. (Lakto:süt, ovo:yumurta anlamındadır.)
2-Lakto vejetaryenler: Hayvan etini yemedikleri gibi, potansiyel bir hayata son veriyor olma kaygısıyla yumurta tüketmekten de kaçınırlar. Süt ve süt ürünlerine yasak yoktur.
3-Veganlar: Katı vejetaryen olarak da nitelenen bu grup, hayvanlardan elde edilen tüm gıda ve ürünleri kullanmayı reddederler. Buna süt, yumurta, bal ve jelatin gibi gıdalar dahildir. Veganlar genellikle deri, yün, ipek…gibi hayvansal ürünleri de kullanmazlar. Bu kişiler, insanların kendi zevk veya ihtiyaçları için hayvanların kullanılması fikrine karşıdırlar.
Bu üç ana grubun dışında, ovo-vejetaryen (süt tüketmeyip, yumurta yiyen), pesketaryen (hayvan eti olarak sadece balık tüketen) veya semi-vejetaryen (kırmızı et değil de beyazı tüketen) gibi değişik gruplardan kişiler de bulunabilmektedir.

Vejeteryan olan kişilerin mutlaka soya proteinleri ve vitamin, mineral desteği almaları gerekmektedir. 

+ Sigara içmeyi bırakmak kilo aldırır mı? 

Sigara bırakma kararı verirken özellikle kadınların önüne çıkan en büyük engel kilo alma korkusudur. Yapılan bir araştırma, bu engeli aşmada davranış değişikliği tedavisinin rejim yapmaktan daha etkili olduğunu gösteriyor. Sigarayı bıraktıktan bir yıl sonra rejim yapan ve yapmayanlar arasında anlamlı bir fark gözlenmezken, yaşam tarzlarını değiştirenlerin pek az kilo aldığı belirlendi

Kadınların, sigarayı bıraktıklarında kilo alma ihtimali erkeklerden iki kat daha fazla. Daha önce yapılan araştırmalar, kilo alma endişesi taşıyanların sigara bırakma motivasyonlarının daha düşük ve mahrumiyet tepkilerinin daha güçlü olduğunu gösteriyor.

+ Limonun  veya limonlu suyun zayıflatıcı etkisi var mıdır? 

Hayır.çünkü yağ bir dokudur ve limonun içerisindeki askorbik asitin bunu eritmeye gücü yoktur.
Küçük bir deneyle de bunu evinizde test edebilirsiniz;yağın üzerine limon sıkıp beklediğinizde limonun ne yağı erittiği nede yağ ile karıştığını görürsünüz. 

+Kekik  suyu  insanı zayıflatır mı? 

Kekik antioksidant ve mikrop öldürücü özelliğinden dolayı faydalı bir besindir .
Zayıflamaya bir katkısı yoktur ama suyunun ishalli hastalara iyi geldiği ama mide hastalarında da asit salgısını artırdığı için önerilmediği bilinmektedir.

+ Pekmez kan yapıcı mıdır? 

Üzüm.dut,keçiboynuzu ,andız ve bazı meyvelerden yapılan pekmez iyi bir demir kaynağı olduğundan kansızlığa iyi gelecektir bunu da kan yapımına katkıda bulunuyor olarak yorumlayabiliriz.
Ayrıca 100 gr 293 kkal veren pekmezi diyet ürün olarak ta kullanabiliriz.  

+ Glisemik indeksin kilo alamaya etkisi var mıdır ? 

Karbonhidratlardan zengin gıdaların standart gıdalarla karşılaştırılarak kan şekeri düzeyini yükseltmelerine göre sıralandığı çizelgedir.
Glisemik indeksi düşük olan gıdalar sağlık açısından ve kilo verme açısından daha yararlıdırlar. Çünkü glisemik indeksi yüksek olan gıdaların şişmanlık, kalp- damar hastalıkları ve diyabetin çıkışını kolaylaştırdığı bilinmektedir.

Bazı gıdaların glisemik indeksleri

 

 Besin

Gİ değeri

 

Patates kızartması

75

Yüksek glisemik indeks

Beyaz  ekmek

70

       70 ve üzeri

Patates püresi

70

 

 

 

 

 

 

 

pirinç

66

Orta glisemik indeks

Çavdar ekmeği

58

     56-69 arası

Haşlama patates

58

 

 

 

 

 

 

 

muz

55

 

Kepekli gevrekler

50

Düşük glisemik indeks

bulgur

48

         55 ve altı

Çavdar ekmeği

47

 

portakal

45

 

elma

37

 

nohut

33

 

+ Kolesterol nedir, iyi midir yoksa kötü mü? 

Kolesterol bazı vücut işlevleri için gerekli olan ve %80’ni karaciğer tarafından sentez edilen kalan kısmı da dışarıdan hayvansal besinlerle vücuda alınan bir çeşit yağa benzer maddedir.
İki çeşidi vardır.

  • Kötü kolesterol (LDL): Damar duvarlarında birikir.

Kandaki normal değeri 30-130 mg/dl arasında olmalıdır.

  • İyi kolesterol (HDL): Damarlarda biriken kolesterolü temizler.

Kandaki normal değeri  200 mg/dl altında olmalıdır.

Yüksek kolesterol damar sertliğine ve kalp krizine yol açacaktır.
Kolesterolünüz eğer yüksekse mutlaka bir uzmana başvurunuz.

Kolesterolü yükselten besinler

  • Tam yağlı hayvansal gıdalar ve bunların ürünlerinden yapılan gıdalar (etler, sosisler, salamlar, sucuklar peynirler, süt, yumurta vb...)
  • Katı yağlar, margarinler, tereyağı
  • Karaciğeri yoran bazı hastalık ve ilaçlar

Besinler                                                        100 gr besindeki kolesterol miktarı ( mg)


Tahıllar ve kurubaklagiller

  0

Sebze ve meyveler

  0

Kase margarinler ve sıvı yağlar

  0

tereyağı

  230

Sakatatlar ( beyin,böbrek,ciğer )

  400 -2000

Dana eti,koyun eti, vs

  84-90

Hamburger köftesi

  96

Krem peynir

  110

Beyaz peynir

  70

Kaşar

  200

Mayonez

  110

Süt-yoğurt

  10-15

Yumurta sarısı

  1600

 

+ Tatlandırıcılar nelerdir ve sağlığa zararları var mıdır? 

Tatlandırıcılar şeker tadı veren ama şeker gibi kalorisi olamayan yapay şekerlerdir.
Bilinen ispatlanmış yan etkileri ve insanlar üzerinde kanser yaptığına dair bir bulgu mevcut değildir.

Sakkarin; Şekerden 200-700 kat daha tatlıdır. Günlük kullanım dozu 2,5 mg/kg geçmemesi gerekir.Ağızda acı ve metalik tat bırakır.ısıya dayanıklıdır.

Aspartam; 1965 yılında bulunmuştur. Şekerden 180 kat daha tatlıdır, tercih edilen yapay tatlandırıcıdır. Isıya dayanıksızdır oldugu için pişirilmesi gereken gıdalara katılmamalıdır
Baş ağrısı, mide bulantısı, regly düzensizliklerine neden olabileceği bildirilmiştir. Kansere neden olduğuna dair insanlar üzerinde bir çalışma ve bulgu yoktur.
Günlük  40 mg/kg güvenilir doz olarak kullanılmaktadır.

Asesülfam – K; 1967 yılında geliştirilmiştir.ısıya karşı dayanıklıdır.fırın ve pişirim ürünlerinde kullanılabilir. Günlük 9mg/kg güvenilir dozdur. Herhangi bir hastalığa yol açtığına dair bir bulgu yoktur.

Siklamat; Günlük güvenilir dozu 11mg/kg olan bu tatlandırıcı  aşırı kullanımda ishal ve barsak problemlerine yol açabilir. Ağızda acı ve metalik tat bırakabilir şekerden 30 kat daha tatlıdır
Isıya dayanıklıdır. 

+ Diyet besin nedir  ve kaç kalorinin altındaki gıdalar diyettir? 

Bazı hastalıklar için ve zayıflamak isteyenlere yönelik yapılan ve eşdeğeri olan gıda içerisindeki yüksek kalori değeri içeren şeker,yağ,un vs.. gibi katkıların çıkartılması veya azaltılması sonucunda yapılan gıdalar diyet besin olarak tanımlanabilir.
Diyet besinler insanı zayıflatmaz ,fazla yenilmeleri halinde kilo yapabilirler.
Ama her şekersiz besin diyet değildir  diyette önemli olan kalori değerinin düşürülmesidir.
100 gramı 400 kkal’ nin altında olan besinler diyet besinler olarak bilinirler.

+ Omega 3 ve Omega 6 yağlar hakkında bilinmesi gerekenler: 

Bitkisel çoklu doymamış yağlar olan bu ikili vücut için elzem olan ve dışarıdan beslenmeyle alınması gereken yağlardır.
Vücut için yararlı olabilmesi için ikisi arasında dengeli bir şekilde alınması gerekmektedir buda 1 gram omega3 yağına karşılık en az 5 en çok 10 gr omega 6 yağ alınmalıdır.

Omega yağları hangi besinlerde var?

Omega 3: ceviz,fındık,soya fasulyesi,yeşil sebzeler,balık yağı
Omega 6: ayçiçek ,mısır ve tahıl ürünleri

Yararları nelerdir?

  • Kan dolaşımını düzenlerler
  • Kan kolesterolünü düşürürler
  • Cilt ve saç sağlığı için gereklidirler
  • Kalp sağlığını olumlu yönde etkilerler
  • Hücre yenilenmesi ve beyin gelişimi için gereklidir.
  • Zihinsel aktiviteyi artırırlar
  • Kan şekeri seviyesinin kontrolünü sağlamaya yardımcı olurlar
  • Enfeksiyonlara karşı vücudun direncini arttırırlar