Böbrek, Kalp ve Şeker Hastalıkları

Böbrek, Kalp ve Şeker Hastalıkları

( Vücut Denilen Muhteşem Orkestranın Birbirinden Ayrılmaz Hastalıkları )

Günümüzde hipertansiyon sıklığı dünya genelinde % 26.4 oranındadır. Ülkemizde ise bu oran % 33’lere kadar çıkmaktadır.

Diabet yani şeker hastalığı ise dünya genelinde 2000 yılı itibari ile % 2.8 iken bilgisayar hesaplamalarına göre bu oranın 2030 yılı itibari ile dünya genelinde % 4.4’lere ulaşması beklenmektedir. Ülkemizde ise yakın zamanlı yapılmış bulunan bir araştırmaya göre her 7 vatandaşımızdan birisi diabet hastası olup yine her 7 vatandaşımızdan birisi de diabet hasta adayıdır.

Şeker ve tansiyon hastalığının kalp ve damar hastalığı ile olan ilişkisi

Yapılan araştırmalar, günümüzde şeker hastalarını damarları hasta insanlar olarak kabul edip, buna göre takip ve tedavi açısından yaklaşmak gerektiğini göstermektedir. Kan basıncı yüksekliği de çok yaygın olup, toplumsal bir sağlık problemidir, düzgün tedavi edilmezler ise genellikle hastaları sakat bırakarak üretimi düşürüp sağlık maliyetlerini artırmaktadır. Diabet hastalarının 2/3’ü kalp ve damar hastalıkları neticesinde ölmektedirler. Özellikle diabetik bayanlarda felç (inme) geçirme riski diabetik olmayan bayanlara göre 1.6-6 kat daha yüksek olup ayrıca erkeklere göre felç (inme) açısından erkeklere göre daha fazla risk altındadırlar.

Böbrek hastalığının kalp ve damar hastalığı ile olan ilişkisi

Böbrek hastalarının damar sertliği yani ateroskleroz dediğimiz olaya yakalanma ve bu hastalığın gelişim hızı, diğer nedenlerle gelişen damar sertliğinden daha hızlı olmaktadır. Bugün için bunun nedeni tam olarak bilinmemekle beraber böbrek hastalarında ortaya çıkan böbrek ve böbreküstü bezi hasarı ve bunlara bağlı vücudun ihtiyacı olan hormonların yapılamaması neticesinde vücutta kalsiyum-fosfor dengesi bozulmakta, fosfor atılamayıp vücutta birikmeye başlamakta, bununda damar sertliğini oluşturduğu bugün için bu şekilde kabul edilmektedir. Bu nedenle damar sertliğinin oluşmaması için nefrolog ve kardiyologlar beraber çalışmakta ve vücudun böbrek bozukluğuna bağlı gelişen fosfor fazlalalığını beraber takip ve tedavi etmektedirler.

Kalp ve damar hastalığı için aşağıda yazılan risk faktörlerinin hepsi aynı zamanda böbrek hastalık gelişimi açısından da risk faktörlerindendir;

  1. Yaş
  2. Etnik köken
  3. Metabolik Sendrom
  4. Şeker hastalığı (Diabet, Kan şekeri yüksekliği)
  5. Hipertansiyon (Kan basıncı yüksekliği)
  6. Hiperlipidemi (Kan yağları yüksekliği)
  7. Sigara içiciliği


Kalp damar hastalığı gelişenlerde böbrek hastalığı gelişebileceği gibi böbrek hastalarında da çok fazla oranda kalp damar problemleri geliştiği bilinmektedir.

Böbrek veya şeker hastası isem kalp ve damar hastası olmamak için ne yapmalıyım?

Yukarıda sayılan ortak risk faktörlerinin yanı sıra böbrek hastalığı açısından aşağıda sayılacak olan risk faktörleri de kalp damar hastalıkları açısından riskli ve önemli olarak kabul edilmektedir;

  1. Albüminüri (İdrar ile protein atılması)
  2. Anemi (kansızlık)
  3. Vitamin D eksikliği
  4. Kan Kalsiyum-Fosfor dengesizliği (Vücutta Fosfor birikimi)
  5. Asimetrik Dimetil Arjinin

Kronik böbrek hastalıkları, hedef organ hasarı olarak bilinmekle beraber, kalp damar sisteminin tamamlayıcısı olarak kabul edilip bunun sonucunda kalp (koroner [kalp kasını besleyen damar]damar problemi, kalp yetmezliği, kalp ritim bozukluğu), beyin (felç, beyin damar beslenme bozukluğu), ve periferik komplikasyonlar (boyun damarı, kol ve bacak damar tıkanıklıkları) ile beraber sıklıkla görülebilirler.

Böbrek hastalığında takip ve tedavi edilen konular;

  1. Kan fosforu
  2. Kan eksikliği (Anemi)
  3. Vitamin D eksikliği


Kalp ve Damar hastalığında takip ve tedavi edilen konular;

  1. Kan basıncı kontrolüà Hedef değerler Normal <140-90 mmHgŞeker hastası<130-80 mmHgBöbrek hastası<125-75 mmhg
  2. Kan yağlarının kontrolü
  3. İdrarda albümin atılımının kontrolü (Mikro ve makroalbüminüri)
  4. Hemoglobin A1C (Halk arasında 3 aylık ortalama şeker değeri olarak bilinmektedir)
  5. Kilo kontrolü (Bilinçli diet ile)
  6. Sigara içilmesinin bırakılması
  7. Fizik aktivitenin arttırılması (Haftada en az 3-4 gün 0.5 saatlik yürüme)
  8. Kan sulandırıcı ilaçlar (Aspirin vb)


Sonuç olarak;

Kalp damar ve böbrek hastalıkları birbirlerinin içine geçmiş olarak kabul edilebilecek, sebep ve sonuçları itibari ile son derece yaşamsal önemi olan, tedavi edilmezse öldürücü eğer edilirse hayat kurtarıcı olan, tedavisi ve takibi günümüz tıp koşulları ile imkan dahilinde olan hastalıklardır. Diabet ise bu her iki hastalık grubunun ortaya çıkışını son derece kolaylaştırıp hızlandıran bir hastalıktır. Bu nedenle bu hastalık gruplarından herhangi birisine yakalanan hastalar diğer iki hastalık grubu açısından da takip ve tedavi edilmelidirler.